"Enter"a basıp içeriğe geçin

Aylar: Nisan 2017

aslan sütü

henüz yedi yaşında küçücük bir çocuktum. bir yaz sabahı, günlerden pazardı. vantilatör ne yöne dönerse ben de o yöne dönüyordum, annem kahvaltı masasını büyük bir özveriyle hazırlamakla meşguldü. babamsa o dönemin popüler dizilerinden the lost’un ilk sezonunu izliyordu. uçak düşeli fazla olmamıştı anlayacağınız. annem bizi sofraya davet ettikten sonra babam bir şeyin eksik olduğunu söyledi. annem şaşkınlıkla baktı, babamsa gülüyordu. bana döndü, “bir tek aslan sütü eksik.” dedi. bana bakkala gidip gazete ve aslan sütü almamı tembihledi. bana yüklenen görevle hemen oturduğum yerden kalktım. gazeteyi buldum ve amcaya aslan sütü de vermesini söyledim. amca güldü ve kafasını iki yana salladı, çıktım. o dönemler süpermarketler bakkalın ekmeğine henüz yeni göz dikmeye başlamıştı. bizim oturduğumuz yerde henüz bir tane süpermarket vardı. soluğu orada aldım. reyon görevlisine sorduğumda bana yaşımın küçük olduğunu söyledi. anlamlandıramayıp yakında uzakta ne kadar bakkal market varsa gezdim dolaştım. çevre içinde geri kalan yalnız bir bakkal kalmıştı, oraya gittim. sorduğumda en sonunda beni anlayan birini bulduğumu düşünüyordum, derme çatma bir bakkal. bana gülümseyerek mavi etiketli rakı şişesini uzattı. ben de ona aradığım şeyin rakı olmadığını aslan sütü olduğunu altbilgi olarak geçme gereğinde bulundum. o da bu dediklerime karşılık “tamam işte, buldun” dedi. bakkal amcayı bu denli kendinden emin gördükten sonra şaşırarak teşekkür ettim ve mağlubiyet listesine bir bakkalı daha ekledim. inip çıktığım yokuşlar ve sabah güneşinin parçalayan yakıcılığı beni terler içinde bırakmıştı. sıcaktan domates rengini almıştım ve suratıma yumurta kırsalar, herhalde menemen olurdum. aldığım görevi yerine getirememenin verdiği buruklukla babama olanları anlattığımda babam kahkahayı basmıştı. bense halen durumun rehavetini kavramaktan uzaktım. saçlarımı okşayıp “yoksa kalsın, geç kahvaltı yap” dedi ve gülmeye devam etti. gazetesini okumaya başladı.

henüz yedi yaşında küçücük bir çocuktum. bir yaz sabahı, günlerden pazardı. bense o gün anlayabilmiştim. asıl olan şey başarmaktan ziyade çabalamakmış. yılmadan, usanmadan, uzaklaşmadan çabalamakmış. bu hikâye yaşandı. kim bilir belki ben de yeri zamanı geldiğinde hiç olmayan oğlumu bir sabah vakti aslan sütü almaya yollarım.
Yorum Bırak