"Enter"a basıp içeriğe geçin

Aylar: Ekim 2017

devlet memurunun güncesi

merhaba günlük,
sonunda hazan kendini hissettirmeye başladı. bugün dokuzuncu ayın ilk günü. dünya barış günü. havalar yavaştan soğudu, yağmur yağıyor sıklıkla. her yer turunculara büründü sararıp dökülen yapraklarla. mahallemize renk geldi anlayacağın. kaşkolsuz çıkılmıyor artık ama her şeyin bir güzelliği vardır. radyolarda, televizyonda, sokaklarda, kahvelerde bile halley şarkısı çalıyor. halley, bu sene eurovision şarkı yarışmasına katılacağımız şarkının adı. herkes şimdiden ezberlemiş. sana karşı dürüst olmak gerekirse ben de mırıldanıyorum arada.  “müjdeler olsun, çaldım ben kapıyı. müjdeler olsun,  dünya aç kapıyı. müjdeler olsun, sevgi en kolayı. müjdeler olsun sizlere…” diye yola koyuluyorum sabahtan. kuyruklu da olsa bir yıldıza şarkı yazmak garip ama bir anda ısınıverdik halkça. yetmiş beş yılda bir geçiyormuş bu yıldız. insanlar çıldırmış olmalı.  bu yıldızın görünmesine tahminen üç-beş gün var ama yıldız her gün gazetede bir köşede kendine yer bulabiliyor. onun dışında iki hafta önce de maçlar da başladı. keyfim yerinde. (01.09.1986)

merhaba günlük,
oğlanı ortaokula yazdırdık. ders kitaplarını aldık, çantasını kalemini verdik. okulun ilk gününde hanım da sağ olsun, jilet gibi ütüledi oğlanın gömleğini pantolonunu. oğlanı böyle yağız görünce gözlerim dolacak gibi oldu, zor oldu durdurdum kendimi. yılmaz’a “oğlum, ananla bana çay koy, gel” dedim. hanımla göz göze geldik üç beş saniye. “serpil,” dedim “yıllar ne çabuk geçiyor. altına sıçıyordu daha dün…” çaylarla geldi bizim oğlan, kimseye bulaşmamasını tembihledim. cebine de beş yüz lira haftalığını koyup, kazasız belasız gönderdik. hanımla oturup içtik çayları. saate baktım, mesai yaklaşmış. abbas yolcu, bağlasan durmaz deyip koyuluverdim yola. bu aralar beni mutlu eden bir bizim oğlanın okula başlaması bir de altay’ın maçları. büyük altay bazı vakitler mağlubiyet alsa da -ki bugün atatürk stadı’nda rize’ye 3-2 yenildi- şükür bizim oğlan daha utandırmadı beni. (18.10.1986)

merhaba günlük,
şu aralar, memur şefinin gözüne girmeye çalışıyorum. yeni bir kanun çıkacakmış: memur şefinin sene sonunda üst makama bildirdiği memur, bir aylık ikramiye alacakmış. mesai arkadaşlarım onu konuşuyorlar. özal hükümeti, kanun tasarısını dün meclise sunmuş. mecliste birkaç milletvekili karşı çıksa da apar topar kabul görmüş. şu sıralar insanlar darda. kemer sıkma politikası diyorlar lakin sıkacak kemer bile yok. alimallah devlet memuru olmasam, hanımla çocuk ortada kalacaktı, belki sokaklarda yatacaktık. bu devirde kira ödemek bile sanat. gel gelelim, asgari maaşla memur maaşının arasında 10 bin lira kadar fark var bugünlerde. ama olsun, allah başımızdan eksik etmesin özal beyi. bu devirde kim kime 50 bin lira maaş veriyor canım? ikramiyeyi de kazanırsam eğer, gecikmiş kiraları ödeyip bakkal veresiyesini sildirdik mi kısa vadede bir nefes alırız. hem belki artanıyla da oğlanı atatürk stadı’na maç izlemeye götürürüm. fikstüre baktım geçenlerde; büyük altay, 14 aralık’ta atatürk stadı’nda fenerbahçe’nin ibnelerini ağırlayacakmış. umudum sensin reha. (27.10.1986)

merhaba günlük,
bugün elinde saman kağıdına yazılmış bir mektupla rıfat amca geldi postahaneye. halimi hatrımı sordu bana, teşekkür edip aynı şekilde ona sordum. zarf ve posta pulu rica etti benden, uzattım. rıfat amca boşnak göçmeni, 1,70 boylarında hafif tıknaz, seyrek beyaz saçlı, renkli gözlü bir amca. mahalleden tanırım kendisini. harabe denebilecek bir gecekonduda yaşıyor. rıfat amca, -senelerdir- her ay bir tane mektup yazıp getiriyor, koyuyor önüme. “kızıma yolluyorum.” diyor. kızı, başka memlekete gitmiş okumaya seneler öncesi. tahminimce benim kadar yaşı da vardır. mahalleli bu konuda bir çok efsane uyduruyor. ne yazık ki ben de mahalleli gibi kızcağızın sizlere ömür olduğunu düşünmekteyim. eşi bakıma muhtaç olduğu için, mahalleli de gel zaman git zaman yardım ediyor rıfat amcaya. kendisi çok nazik bir insan. bu vicdan muhakemesini defalarca yaptım. kendimle baş başa, oturdum saatler boyunca düşündüm belki. ama gelin görün ki insanın içindeki o dar, rutubetli odacığın umut ışığını söndürmek, cinayet işlemek gibi geliyor bana. rıfat amcanın kızından daha bir kez yanıt gelmedi. biliyorum ki, gelmeyecek. ama rıfat amcanın halen bir küçük umudu var içinde. tutunacak bir dalı var bu acımasız dünyada. “tabii rıfat amcacığım.” deyip, gönderilmek üzere atıyorum kutunun içine. mektubun sahibini bulamadığı için geri döneceğini biliyorum. döndüğü zaman, rıfat amcanın diğer mektuplarının arasına bir yenisi daha eklenmiş olacak. amaan… onu bunu bırakalım da bugün eskişehir’le maçımız var. güldür şu memur yüzümü altay. (08.11.1986)

[Zafer Bilgetay, Ercan Ertemçöz, Şeref Emeç, Miodrag Jesic, Mirza Sejdic, Ümit Kayıhan, Sabahattin Erbuğa, Reha Kapsal, Turgut Uçar, İsa Ertürk, Erdi Demir.] 
Altay 1985-1986 futbolcu kadrosu Ses

 

1 Yorum