"Enter"a basıp içeriğe geçin

şimdi reklamlar

“içimdeki manyağı tetikliyor bunlar.
 deliriyorum, şaşırıyorum, yine deliriyorum”

şarkılar vardır. bilirsiniz, reklamlarda çıkanlar. o şarkılar öyle bir illettir ki gün boyu, hafta boyu hatta ay boyunca dilinize dolanır. şarkı iyi ya da kötü. pazarlamacı size reklamını çoktan yapmıştır. hatta siz arkadaşlarınızın yanına gidip o şarkıyı mırıldanırsınız sonra o da size der ki: “aaa! sanki biliyordum ben bunu ya. neydi?” siz de şıppadanak yapıştırırsınız cevabı “bu (bilmemne bilmemne) reklamının şarkısı ya çok hoş değil mi?” bu konuşmadan kazanan yine pazarlamacı olmuştur. otuz saniyeden daha kısa bir reklamın zihninizde önemli bir yer kaplaması bir gerçek. bunla başa çıkmak yerine bilgisayarın önünde saatler geçirip şarkıyı ararız. değil mi?

bunu yapanlar son zamanda gidişatına bakmadan devam etmekle meşguller. o şarkının yorumlarında bile demezler ki “şu şu yılda yapılmış, ne güzel” asıl olarak der ki “reklamın şarkısı” zihin kontrolünüzü kaybediyorsunuz, yüzünüzde deli saçması bir sırıtışla dinliyorsunuz. bir de şöyle bir durum var benim bildiklerim arasında. şarkıyı bulduktan sonraki gazla o şarkının müthiş bir şarkı olduğuna inanmak. her şey planlıdır zaten. garip bir karışım kahve reklamı sizi “çukulata sevgilim” sloganıyla ele geçirebilir. ama bunun nedeni de 5 yıl önce çıkan çikolatalı kahve fikrinden. arabayla ilerleyen ve sağa çekip kahve için duran manyak insanlar bunlar.bağdaştıramadım açıkçası. reklam: burada (ülker cafe crown reklamı)
siz o beyne sahipsiniz ancak, başkaları kontrol ediyor. ne kadar acı bir şey. iradeli insanların, içgüdüleri olan hayvanlar kadar kendini yönetememesi. en azından ben öyle düşünüyorum. kurtulun bundan! kaçın, direnin. yine de teslim olmayın o ucuz şarkının yüceliği altında ezilecek kadar basitleşmeyin. bazı şarkılar da vardır ki çok sevdiğiniz bir klasik şarkı bakıvermişsiniz reklam şarkısı olmuş. bu da ilginç bir durum. buna lafım yok. ama popüler kültürün insanı paramparça ettiğini de unutmayın. farklılık her zaman iyidir. sizin iki farklı şarkı bilmeniz dışarıdan sizi “kahvesini bile kafede içen yalnız entellektüel, sakallı herifler” tipine sokmaz. üzgünüm. ama en azından üzerinde konuşacağınız bir şey olması daha güzel bence. adı üstünde popüler kültür. herkesin bildiği şeyi bir daha dile getirmek, insana bunalım, sıkıntı ve benzeri şeyleri beraberinde getirir. yapmayın arkadaşlar. çizginizi koyulaştırın. bozmayın. ben bu yazıyı daha da uzatmadan asıl meseleye de gelmek istiyorum. bu reklamlar sizi sekiz-on saniye izlemeyle değiştirmemeli zannımca. ha neden diyorum, o anki düşündüğünüz doğrular belki sizi gülünç duruma düşürür belki hiç anlaşılmazsınız bile.
asıl mesele:
ben bu duyguyu tanımlayamıyorum açıkçası. iyi mi kötü mü halen çözebilmiş değilim yani. buradaki örneklerden vermek istediğim son bir tane daha reklam şarkısı var. gerçi bu da eskidi biraz. mesela benim en sevdiklerimden bir hortum reklamı var. bu reklam pek bir namussuz, pek bir arsız kanımca. düşününce komik gelse de, evet bir hortum reklamı. bir reklamda koyunların eşitliği sloganı nasıl bu kadar ama bu kadar iyi işlenebilirdi ki? nasıl desem nasıl anlatsam bilmiyorum ama, pek bir çalışılmış reklam galiba. türkiye’nin yarısı bu reklamda oynamış gibi geliyor, neden bilmem. ve reklamda diyor ki “haydi bir daha, bir daha, bir daha.” iştahınızı mı kabartıyor yoksa? bence altında yatan farklı çıkarlar var. bilirsiniz: işte (akp seçim reklamı)

İlk Yorum Sizden Gelsin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir